Sayın Adnan Oktar’ın Dabbet-Ül Arz Konusundaki Açıklamaları

Sayın Adnan Oktar’ın Dabbet-Ül Arz Konusundaki Açıklamaları (Ekintürk Ve Mavi Karadeniz Televizyonlarında 29 Ağustos 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Programdan...)

ADNAN OKTAR: Şu Dabbet-ül Arz’ı bir anlatalım. Evet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen artık Allah’a tevekkül et. Sen apaçık bir hak üzerindesin.” (Neml Suresi, 79) Mümin Allah’a tevekkül edecek. Hak üzerindeyse gönlü çok rahat olacak inşaAllah. “Çünkü gerçekten sen ölülere söz dinletemezsin.” (Neml Suresi, 80) Yani Allah küfür için “onlar ölüdürler diyor. Siz onları diri zannedersiniz fakat onlar ölüdürler.” diyor. “Hayvanlar gibidirler hatta hayvanlardan daha da aşağıdırlar” (Araf Suresi, 179) diyor. Yani vicdanen çökmüşlerdir diyor Allah. “Ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” (Neml Suresi, 80) Yani hiçbir şekilde dinlemek istemiyor. Mesela Müslüman geliyor, hadi bana müsaade diyor kaçıyor. Mesela ezan okunuyor kapattırıyor. Yahut Kur’an okunuyor televizyonu kapattırıyor. Veya içeriye - mesela otururken bir lokalde veya herhangi bir yerde – dindar birisi giriyor, hemen çıkıyor. Bak diyor ki Cenab-ı Allah “… ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” (Neml Suresi, 80) Dinlemek istemiyor. “ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin.” (Neml Suresi, 81) Kör adam, anlatıyorsun anlatıyorsun anlamıyor. Allah hidayet vermedikçe anlamıyor. “Sen ancak ayetlerimize iman edenlere söz dinletebilirsin.” (Neml Suresi, 81) Allah’tan korkuyordur iman eden, söz dinler. “İşte Müslüman olanlar bunlardır” (Neml Suresi, 81) Allah’ın hidayet vermesi ve Allah’tan korkması gerekiyor. “O söz, başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe çıkarırız...” (Neml Suresi, 82) Dabbetten Minel’ardi. Yerden mamul bir varlık. Bir dabbe … Debelenen… Yahut kendinden yürüyen herhangi bir eşya için de aynı kelime kullanılıyor, Dabbe; yani depreşen, hareket eden. “...O da insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” (Neml Suresi, 82) Yani imana dair, iman hakkında onlara bilgi veriyor. Bilgi veren bir şey. Şimdi biz bunu –Dabbe’yi- bir anlamaya çalışalım. “O söz başlarına geldiği zaman.” Ne zaman geliyor bu söz? Kıyamet vakti. Mehdi’nin zuhur vakti. O söz başlarına geldiği zaman. Artık kıyamet iyice yaklaşmış. Son an artık. Çünkü 2120’de kıyamet bekleniyor. Artık o söz gelmiş inşaAllah.“Onlara yerden mamul bir dabbe çıkarırız. O da insanlara Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle...” (Neml Suresi, 82) Bakın kesin bilgi, demek bir de kesin bilgi var. Net bilgi. Şimdi, ahir zamanda insanlara Kuran’ın ışığından istifadeyle kesin bilgi sunuluyor. “Kesin bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Bakıyoruz bilgisayara. Bu konuşuyor mu?

Oktar Babuna: Konuşuyor.

ADNAN OKTAR:Konuşuyor. Yazıyor da.

Oktar Babuna:Evet. 

ADNAN OKTAR:Anlatıyor da. Soru sorduğunda anında cevap veriyor değil mi? Neden mamul bu?

Oktar Babuna:Yerdeki elementlerden demir, var, alüminyum var, çinko var.

ADNAN OKTAR: Değil mi; magnezyum, bakır, kobalt, çinko hepsi var. Silisyum hepsinden var. Yerden mamul bir kere, o tamam. Konuşuyor. Allah’ı anıyor Allah hakkında bilgi veriyor. Kesin bilgi veriyor mu?

Oktar Babuna: Veriyor.

ADNAN OKTAR: Net bilgi veriyor mu?

Oktar Babuna: Veriyor. 

ADNAN OKTAR: Güzel, şimdi hadislere göre bakalım, sürati nasıl bunun? 

Oktar Babuna: Çok hızlı. 

ADNAN OKTAR: Bak diyor ki “hiç kimse ona yetişemeyecek, kaçan da kurtulamayacak.”  (Kıyamet Alametleri, Medi-neli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276) Çünkü evinde dini öğrenmek istemiyor ama, bastın mı düğmeye Allah, Resul, Muhammed (sav), Peygamberimiz (sav)’in mührüyle karşılaşıyor. Allah’ın hükümleriyle karşılaşıyor, Kuran ayetleriyle karşılaşıyor, hadis-i şeriflerle karşılaşıyor, Darwinizm’in, materyalizmin yıkılışıyla karşılaşıyor, nereye gitse karşısına çıkıyor, ne diyor, “kaçan da kurtulamayacak”.
Bakın diyor ki renkli olacak diyor. O hayvanda her türlü renk mevcuttur. O dabbede, o cisimde, o alette, her türlü renk mevcuttur. Renkli mi bunun görüntüleri?

Oktar Babuna: Evet.

ADNAN OKTAR: Her türlü renk var mı?

Oktar Babuna: Var.

ADNAN OKTAR: Hadise uyuyor mu?

Oktar Babuna: Uyuyor.

ADNAN OKTAR: Hz. Musa (a.s.)’nın asası yanında olacak diyor. Siz yaratılışı ispat ediyor musunuz internette?

Oktar Babuna: Ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hz. Musa (a.s.) asayı atıp neyi ispat etti Firavun’a?

Oktar Babuna: Yaratılışı.

ADNAN OKTAR: Yaratılışı ispat etti değil mi? Ne dedi bak, “ağaçtan Allah bir anda hayvan yaratıyor, Nil’in çamurlarından yaratılmadı, demek ki o devrin Darwinizm’i yanlıştı, doğrusu Yaratılış’tır” diyor. Bakın diyor: Ben bir ağacı yaratıyorum, canlanıyor, dolayısıyla sizin tesadüf iddianız doğru değil. Allah yaratıyor. Hz. Musa (a.s.)’nın asası gibi Yaratılış’ı ispat edecek, anlatacak. Ne diyor, müminin yüzünü damgaladığında yüzü pırıl pırıl olacak. Sen burada internette Peygamberimiz (sav)’in mührünü gördüğünde için açılıyor mu?

Oktar Babuna: Açılıyor.

ADNAN OKTAR: Bir neşe geliyor mu?

Oktar Babuna: Geliyor.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav)’in mühründe neler var? Allah, Muhammed, Resul. Ne anlatıyor internet? Allah’ı anlatıyor. Muhammed (sav)’i anlatıyor. O’nun Resul olduğunu anlatıyor. Ve yüzünü parlatıyor müminin. Pırıl pırıl oluyor. “Kafiri damgalayınca simsiyah kesilecek” diyor. İnanmayan karşılaştığında da kan boğuyor, tansiyonu çıkıyor, morarıyor. Bir okuyor oradaki gerçekleri. Tansiyonu fırlıyor 18’e 20’ye. Bunalıyor, sıkılıyor. Başka bir yere geçiyor. Orada da karşısına geçiyor. Yani kafir; inanmayan. İnanmayanı damgalıyor. Evet. Bak yeryüzünde diyor bir yıldız gibi seyredecek. Olağanüstü bir sürat olacak, peşine düşen onu yakalayamayacak. Yani elektrik sürati olduğu için olağanüstü süratli. Yerle gök arasında herkesin duyabileceği bir sesle haykıracak. Yerin altında alıyor mu bu internet?

Oktar Babuna: Alıyor.

ADNAN OKTAR: Üstünde alıyor mu?

Oktar Babuna: Alıyor.

ADNAN OKTAR: Herkes duyuyor mu?

Oktar Babuna: Duyuyor.

ADNAN OKTAR: Evet Doğu’ya yönelip haykıracak bütün Doğulular sesini duyacak. Şam’a dönüp haykıracak. Bütün Yemenliler sesini duyacak. Yani bütün dünya cihetlerini belirtiyor. Dünyanın her yerinde herkes sesini duyacak diyor. Bakın diyor ki; “bazı iki yüzlü, riyakar kimsenin kişilerin iki gözünün arasına yalancı damgasını vuracak.” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 278) Resulullah (sav)’ın mührüyle onu damgalıyor. Sen yalan söylüyorsun, Darwinizm yalan, materyalizm yalan. Bu yalanı onlara ispat ediyor Dabbet-ül Arz. Anlaşıldı mı? Ve de Hz. Mehdi (a.s.)’nin yardımcısıdır Dabbet-ül Arz. Hz. İsa Aleyhisselam’ın da yardımcısıdır ve bir nevi de kılıcıdır. Manevi kılıcıdır. “Şeytanı öldürecek” diyor. Şeytan ne? Deccaliyet, Deccaliyet ne? Darwinizm, materyalizm, Allah’tan korkmayan sistem. Ne diyor? Şeytanı öldürecek diyor. Şimdi biz internetle şeytanı öldürüyor muyuz? Darwinizm’i, materyalizmi yok ediyor muyuz? Hadis tam anlamıyla çıkmış mı? Çıkmış evet. Bir adım atışta üç günlük mesafeyi birden kat edecek. Olağanüstü süratli. Mesela dünyanın her yerinde şu an izleniyor. Bütün dünyaya dağılacağı Dabbet- ül Arz’ın. Her yerde kolu olacak diyor. Her yere ulaşacak. Göğe ulaşacak, yere ulaşacak. Ulaşmadığı hiçbir yer kalmayacak. Hatta her eve girecek diyor. Her eve girip herkesi damgalayacak diyor, Resulullah (sav)’ın mührüyle.

Oktar Babuna: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bakın; Hz. Caferi Sadık da şöyle buyurur; “Adeta Kaim’i, Hz Mehdi Aleyhisselam’ı görür gibiyim.” Peygamberin (sav) altın mühürle mühürlenmiş sözleşmesini cebinden çıkarıyor. Hz. Mehdi (a.s.) Peygamber Efendimiz (sav)’in mührünü kullanacak. Altın diyor altın. Rengini de belirtiyor. Altın bir mühürle mührünü çıkarıyor. Mührünü açarak onları insanlara okuyor. Rivayet var. Hz. İsa Aleyhisselam onu alıp açacak; sandığı açacak. Bir sandık buluyor Hz. İsa Aleyhisselam da. Onu açıyor ve içinde bir mühür, Resulullah (sav)’ın mührü ve bin tane kitap bulacak diyor. Hazır, Hz. İsa Aleyhisselam’dan önce. Hz. Mehdi Aleyhisselam’ın hazırladığı kitaplar. Bu kitaplarla İslam’ı, Kuran ahlakının esaslarını, sünnetini ihya edecek. “Risalet’ül Meşrep Elverdi fi Mezhebi bil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed el-Kari, sayfa- 4 Enis el-Cülesci” kitabından. 700 yıllık 800 yıllık eserler bunlar. 1000 yıllık eserler. Buralarda anlatılıyor.